Başımız her sıkıştığında kapitalizme sallamak çok rahatlatıcı gelse de zaman kaybının ötesine gitmemektedir. Aslında her kapitalizme yaptığımız hakaret kendimize de varıyor. Vaaz vermek için bu yazıyı yazmıyorum birşey düşündüm ve kendimce haklı yanları olan bir yazı kaleme alacağım.
Evet, görüldüğü üzere konu kapitalizm ama tâbiki kapitalizmin SS'i olmadan bir yazı seyri izleyeceğim.
Geçenlerde bir karikatür gördüm, beni yakından tanıyanlar karikatüre ne kadar düşkün olduğumu ve onlardan hayat hikayeleri çıkardığımı bilir. Herneyse konu karikatürler ve benim flörtüm değil.
Karikatürdeki konu yarım liraya içtiğimiz suyun kapitalizm sayesinde tam liraya dışarıya verdiğimizle ilgiliydi. İlk zamanlar sosyalist yapımla eleştirdim. Vay dedim hakikaten de öyle. Bu kadar sarmış etrafımızı bu kalleş. Gel zaman git zaman, bir Eskişehir gezisinde bunun sebeplerini düşündüm. Şöyle bir çıkarım yaptım. "Acaba bu kapitalizm denen hain, zalim şey bizim pisliklerimizden para mı basıyor? Ama o zaman biz elimizle kapitalizmin yolunu açmıyor muyuz?" dedim. Nereden dedim, şöyle söyleyeceğim. Bizim hani nasıl bulmak istiyorsan öyle bırak diye eskiden kalma bir adetimiz vardı ya biz onu unutmuşuz. Biz pislettikçe yeni bir gelir kapısı açılmış. Bunun nedeni bence bu. Ha değineceğim bir nokta daha var sadece söyleyeceğim, bilâhare üstünde dururuz:
"Nasıl muamele görmek istiyorsan, sen de karşındakine öyle muamele yap."
Yap ki, paran ve zamanın sonra da duyguların cebinde kalsın.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder