16 Nisan 2016 Cumartesi

Yoklar Durağı


    Güneş büyürken yazıyorum çatıların arasından. Uyumadan yeni bir güne merhaba dediğim kaçıncı gün, bilmiyorum. Uyku tutmuyor artık gözlerimi, tutsa bile kaçıyor “O” gelince aklıma. Çünkü varım da yoğum da bir sevda olmuş. Sigaranın gömleğime sinmesi gibi ama daha farklı. Ruhuma sinmiş, kurtulamıyorum.

     Yakamoz belirdiğinde denizlerin üstünden, eskisi gibi görünmüyor yüreğime. Yıldızlara baktığımda gülmüyorlar bana. Çünkü artık yaşamıyor çiçeğim fanusumun içinde, hüzün çökmüş narin ellerine.

     Bir bir kayboluyoruz fincanımda eriyen şeker misali. Önce fotoğraflar siliniyor ardından numaralar… Sonra anlıyorum ki ruhum kayboluyor, anılar yok oluyor hatrımda, kokusu azalıyor, hislerim sıkışıyor kalbimin merkezinde, bir gün kararır elbet. Gittikçe sesi kısılıyor kulaklarımda, duyanı cehenneme sürükleyen bir ses bu. Kısıldıkça tırmanıyorum sevgisizlik cehenneminden. Ve öğreniyorum cehennemin bile sevilebileceğini. Ki elimde olsa cenneti yakardım sesi uğruna. Ama her şey gibi sesler de kayboluyor. Uzaklaşıyoruz bizden.


     Yoklaşıyoruz her gülüşümüzde. Oysa ben bir sana gülerdim en ücra sevgilerimde. Sahteleşiyor cümlelerimiz. İnsanlar tanıyoruz, yeni insanlar. Bir daha sevemeyeceğimiz… Her şey gibi sevgimizde yoklaşıyor. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder