Güneş büyürken yazıyorum çatıların arasından.
Uyumadan yeni bir güne merhaba dediğim kaçıncı gün, bilmiyorum. Uyku tutmuyor
artık gözlerimi, tutsa bile kaçıyor “O” gelince aklıma. Çünkü varım da yoğum da
bir sevda olmuş. Sigaranın gömleğime sinmesi gibi ama daha farklı. Ruhuma
sinmiş, kurtulamıyorum.
Yakamoz
belirdiğinde denizlerin üstünden, eskisi gibi görünmüyor yüreğime. Yıldızlara
baktığımda gülmüyorlar bana. Çünkü artık yaşamıyor çiçeğim fanusumun içinde,
hüzün çökmüş narin ellerine.
Bir
bir kayboluyoruz fincanımda eriyen şeker misali. Önce fotoğraflar siliniyor
ardından numaralar… Sonra anlıyorum ki ruhum kayboluyor, anılar yok oluyor
hatrımda, kokusu azalıyor, hislerim sıkışıyor kalbimin merkezinde, bir gün
kararır elbet. Gittikçe sesi kısılıyor kulaklarımda, duyanı cehenneme
sürükleyen bir ses bu. Kısıldıkça tırmanıyorum sevgisizlik cehenneminden. Ve
öğreniyorum cehennemin bile sevilebileceğini. Ki elimde olsa cenneti yakardım sesi
uğruna. Ama her şey gibi sesler de kayboluyor. Uzaklaşıyoruz bizden.
Yoklaşıyoruz her
gülüşümüzde. Oysa ben bir sana gülerdim en ücra sevgilerimde. Sahteleşiyor
cümlelerimiz. İnsanlar tanıyoruz, yeni insanlar. Bir daha sevemeyeceğimiz… Her
şey gibi sevgimizde yoklaşıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder