Karanlığın kahpe bir vakti üzerime geceler çöküyor, karmaşık harfler vücut buluyor kelimelerde. Her ruhun zamanı varmış bedende, her romanın sonu, her okyanusun dibi. Nasıl bir sondur ki ruhum şimdilerde okyanus, sevgi tarih öncesi masal gibi.
Ufkun gösteremeyeceği kadar uzak
diyarlarda saklı sevdalar. Bir bardak çayın hatrı soruluyor gönlümde. Sonra
aklıma bardağı tutuşu geliyor karlı bir ocak ayı. Bardağı tutan elleri… İstanbul
gibiydi.
Hatıralar hatırlanmak için varlar, peki
ya hatırlamaya dayanamadıklarımız? İnsan ölümü kaç kere hatırlar hatıralarda?
Kaç vurgun yer çirkin hatalar? Ya keşkeler ne olacak? Keşke keşkeler olmasa.
Sorsanız gönlümden anlatacak çok şeyim var. Soranım yok mesela. Çoğu gece
kabus görüyorum mesela. Mesela bugün hiç uyumadım. Öyle zor ki bir şeylere
gözünü kapamak. Göz kapansa gönül bu, kapanmıyor. Siz hiç sevdiğinizi ölürken
izlediniz mi? Ben her gün, her gün, her gün izliyorum bir filmin tekrarı gibi.
Bir gün gözleri gidiyor gözlerimden, sonra gülüşler kayboluyor bir bir. Bugün
kokusu değişti mesela. Engel olamıyorum, içim eriyor engel olamıyorum. Ve
anladım ki bugün büyüdüm. Çünkü bugün bir şeylere engel olamadım. Kaybetmek
büyütür insanı, acılar da öyle. Ben bu aralar kocaman adam oldum.
Zor günler geçiriyorum kafam biraz aşk,
ruhum biraz acı. Mazur görün, hatalar ve pişmanlık ile kalın…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder