En çok da beraberliğimizi
feda ediyoruz dogma kalıplarımıza. Mutlu yaşamak, güler yüz, heyecan ve umutlar
çok geliyor bize. Galiba hayatı yanlış anlamak ve yanlış anlaşılmak için
yaşıyoruz, neticesi ne olursa olsun hep bildiğimizi okuyoruz, bir biliyoruz ama
bin bilirmiş gibi konuşuyor ve hiç bilmeden yaşıyoruz.
Kaygılar
hep öz kardeşimiz, bizim hiç tartışmayı göze alamadığımız ideolojilerimiz var
çünkü. Kaybetmek, kazanmaktan daha güvenilir geliyor. İnsanların yüzüne
bakamamak bizi saygıdeğer bir insan yapıyor. Sanırım hayatı tersten yaşıyoruz
dostlarım. Kaçacaklarımıza koşuyor, koşacaklarımıza kaçıyoruz. Hep böyle
yapıyoruz hiç merakla bakmayalım etrafımıza. Kimimiz fırsatları teperek bunu
gerçekleştiriyor, kimimiz düşmanlıklar ediniyor, kimimiz hiçbir şey yapmamayı,
anını dolu dolu geçirmeye yeğliyor. Nedir bizi böyle doygunluğa ulaştıran?
Amaçlar mı çok, yoksa amaçlara ulaşmak mı çok kolay?
Bir
selamdan ötede artık kimlik sorma, o bendense ben ondanım görüşü hakim artık.
Kalın çizgiler çekivermişiz dostluk meselesine. Yeniden düzenlemek lazım
birliktelik içeren kelimelere. Geniş açıdan bakılırsa toplumu ele almalıyız.
İnsanlar ve gruplar toplumun özeti olmalılar. Bir gruba veya bir insana
baktığımız zaman işte şu toplumun özellikleri bu denilebilmeli. Biz hep tek
insan, tek amaca yönelik grup olacağız. Sonra diyeceğiz bölünmek kötü.
Bölünmeği biz yaptık dostlarım, sokağa aynalarımızla çıkmayı başardık, ne biz
inandık büyüdüğümüze ne de ayna inandı gerçeğe.
Nihayetinde
ulaştığımız nokta ne hayata başladığımız nokta ne vardığımız nokta ne de
vardığımızı sandığımız nokta olacaktır. Gelecekten haber vermiyorum, böyle bir
şey hem haddime hem de kimliğime düşmez. Biz insanız dostlarım, katıksız,
ayrılıksız, farksız bir insan. İnsan toplumun aynası ise öyle olmaya devam
etmeli. İnsan hem tek hem çok varlıktır. Birlerimizle ve çoklarımızla var
olmaya çalışalım. En azından bir de bunu deneyelim, eminim mutsuz olmayız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder