24 Mayıs 2014 Cumartesi

Yüz Kırk

Yüz kırk karaktere sığdı artık hayatlarımız. Düşünmelerimiz yüz kırk, yazılarımız yüz kırk, geçmiş ve gelecek yüz kırk karakter oluverdi. Düşünmüyoruz artık, düşündürmüyorlar bizi. Yazmalıyız denizin sabahki o cennetten çıkma kokusunu, martıların istekli ötüşlerini, eve ekmek götürmek için çalışan ve yine ekmek pahasına ölen işçilerimizi, çocuk bakışlarımızı yazmalıyız hatırlarken ki o eski günleri. Yazmalıyız kalbimizi şaha kaldıran sebil gözlü sevgilerimizi. Anlatmalıyız gamzeli, cennet gibi, rüzgârla gelen gülüşlerin güzelliğini. Gülüşler demişken, ömrümüzün gülüşleri olur bazen. Onları da yazmalıyız bir sabah esintisiyle birlikte kahvede, bir saniyeyi anlatmalıyız sayfalarca alabildiğine…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder