İnsanların suratına kondurduğu yalancı gülümsemeler ve sırf sormak için sordukları sorular beni sinirlendiriyor ve bir o kadarda utandırıyordu. İnsanların sahtekârlığını anlayınca, onların adına o kadar utanıyordum ki bu duygudan gerçekten nefret ediyordum. Hayatımda en nefret ettiğim duygulardan biriydi başkaları adına utanmak. Kimse sevmezdi bu duyguyu… Karşındaki insanlara karşı yanındaki bir ahmak yüzünden içinde mahcupluk hissetmek ve ağzını açıp ta konuyu değiştirememek beni deli ediyordu. Hele adına utandığın kişinin suratında çok büyük bir halt başarmış gibi aptal bir gülümseme görürsün ya işte ben o anlarda oradan cidden kaçmak istiyordum. O anlarda hayatı ve insanları sorguluyordum. Devamlı adına utandığım bu insanların gerçek hayattaki gayesini merak ediyordum. Bu da neden yaşıyor ki derdim kendime. Yaşamaktan ne anlıyordu bu insan... Ama anladım neden yaşadıklarını bu insanların. Sahip oldukları özellikleri vardı. Bu özellikleri onları özel ve seçilmiş yapıyordu. Düşünüyorum bazen, aptal bir insan bile kendini en aptal seçerek özel hissediyor mudur diye? Amacım kimseyi aşağılamak değil ama aptal bir insana zeki hissettirerek yaptığımız en büyük aşağılamaya göre benim ki affedilebilir bir şey. En büyük kötülüğü bu şekilde yapıyorduk onlara. Bir insanın kusuru var ise bence ona sahtekârlık yapıp yok gibi davranmamalıyız. İyiliğini isteyerek vurmalıyız suratına aptallığını… Geri zekâlı bir insana eğer zeki olduğunu hissettirirseniz o insan kendini zeki hisseder ve geri zekâlı olmaya devam eder. Ama geri zekâlı bir insana geri zekâlı olduğunu söylerseniz o insan bir şeylerin farkına varır. Mesela geri zekâlı olduğunun... O insan artık zeki olmak için çalışır ve bunu başarır da…
İnsanın veya diğer canlıların bütün özellikleri toplum tarafından verilir. Toplum bir bütündür. Birinin yanlışı herkesi etkiler.
Toplumu, aynı değerler etrafında birleşmek zorunda kalmış, şans eseri kendine bir yer edinmiş bir balonun içindeki havaya benzetirim. Balonun üst tarafını sıkarsanız alt tarafı şişer veya keyfinize göre nereyi sıkmak isterseniz. Bu sizin yanlışınız ama beni ilgilendir, beni etkiler… Topluma bırakılan miras insanların bencilliği yüzünden kısıtlı hale gelmiştir. Toplumun bir kısmı bu miras ile kendine düşenden daha fazlasını isterse diğer kısım’a daha az veya hiçbir şey kalmayacaktır. Hiçbir şeyi olmayan insan yaşam mücadelesinde kendine bir yer edinmek, yaşamak için her şeyi olan insandan çalmak zorunda kalacaktır, kendisinden çaldıklarını almak, öç için… Ve bu yüzden hiçbir şeyi olmayan insan her şeyi olan insanın bencilliği yüzünden toplum tarafından kötü seçilecek ve cezalandırılacaktır. Toplum tarafından mağdur olarak görülen her şeyi olan insan ise iyi olacaktır. Şimdi soruyorum böyle bir saçmalık olabilir mi? Sistem her şeyi olana iyi davranıyorsa bundan ala utanılacak ne vardı? Bu kendini bir halt sanan, her şeyi olan insanın, hiçbir şeyi olmayan insana karşı üstünlüğünün sebebi karnının daha fazla mı tok olmasıydı? Veya üstüne giydiği, doğadan çaldığı aptal giysilerin pahalılığımıydı? İkisini çıplak bir şekilde yan yana koyduğunda benim gördüğüm tek fark, her şeyi olan insanın diğerine göre götünün daha büyük olmasıydı. Başka bir fark göremiyordum. Ve bu görüntüyü gördükçe kendimden ve insanlığımdan utanıyordum. Toplumun yanlışları onlar adına utanmamı sağlıyordu. Hiçbir etkim yokken bu her şeyi olan insanlar adına utanmaktan nefret ediyordum. Tek suçum ise şans eseri bu utanç kaynağının arasına düşmemdi. Zaten nereye gidersem kaçamazdım bu utanç kaynağından. Çünkü dünyanın her yerinde vardı, her şeyi olan ve hiçbir şeyi olmayanın savaşı… Ve her yerde vardı, onlar adına utanan insanlar...
09.07.2014
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder