Kutuplarda yaşıyoruz. İyi ya da
kötü, acı ya da haz, hüzün ya da mutluluk… Tercih her zaman bizim. Kısacası
köşe kapmaca oynuyoruz. Köşelerimiz ise her zaman bizi bekliyor. Peki oyunu
zorlaştıran ne olmalı?
Bence merak. Köşeler arasındaki
mesafeyi daha da açan bir merak. İyi yada kötünün, acı ya da hazzın ya da adı
her neyse. Her zaman sınırları zorlamayı seviyoruz. Bir şey ne kadar iyi veya
ne kadar kötü mesela bunun sınırlarını zorluyoruz. Spektrumun bir ucundan diğer
ucuna… Merak iyi bir şey dostlarım. Merak hayallerimize doğru attığımız en
sağlam adımımız. Merak edebiliyorsak ve her adım attığımızda hâlâ merak
edebiliyorsak hayallerin gerçeğe dayanma noktası biraz daha inandırıcı
gelecektir. Hayallerin sadece muhayyel olduğunu düşünenler ise merak
duygularını kaybetmişlerdir. Onlar için hayaller ütopyadan başka bir
olmayacaktır.
Merak yetisinin ne kadar önemli
olduğunu biraz daha tasvir etmeye çalışacağım. Bunun için hayal noktasından
yola çıkmaya devam edeceğim. Hayal illaki on adım, on ay, on yıl uzağa olan bir
durum değildir. Elimizi su bardağına götürmek bile bir hayalin sonucudur. İlk
önce su bardağına ulaşmak için elimizi kaldırmak hayal edilir zihnimizde
ardından aynı hayallerimize uygun bir şekilde uzanırız bardağa. Ama bu hayalin
ardında su bardağına olan merakımız vardır aslında. Merak kavramını bilinmeyen
sonuçlar üzerinde yoğunlaştırmak bizi başta bahsettiğim ütopya kavramı üzerinde
bulundurur ki bu da merakın daha soyut bir mesele haline gelmesine neden olur.
Merak, hem hayatın her saniyesine kurduğumuz hayalleri harekete geçirmek için
yaptığımız doğru hamlelerin bütünüdür hem
de ham maddesidir. Eğer gerçekten merakımız varsa ve bunu her yaptığımız
hamle de yitirmiyorsak hayaller gerçeğe yaklaşır, beyaz sayfaya çizdiğimiz o
resim gerçek olur. O zaman diyebiliriz ki hayaller merakın gücü kadar
gerçektir.
Hayaller gerçekleşmek ister.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder