17 Haziran 2014 Salı

Merak aslında nedir?

Kutuplarda yaşıyoruz. İyi ya da kötü, acı ya da haz, hüzün ya da mutluluk… Tercih her zaman bizim. Kısacası köşe kapmaca oynuyoruz. Köşelerimiz ise her zaman bizi bekliyor. Peki oyunu zorlaştıran ne olmalı?
Bence merak. Köşeler arasındaki mesafeyi daha da açan bir merak. İyi yada kötünün, acı ya da hazzın ya da adı her neyse. Her zaman sınırları zorlamayı seviyoruz. Bir şey ne kadar iyi veya ne kadar kötü mesela bunun sınırlarını zorluyoruz. Spektrumun bir ucundan diğer ucuna… Merak iyi bir şey dostlarım. Merak hayallerimize doğru attığımız en sağlam adımımız. Merak edebiliyorsak ve her adım attığımızda hâlâ merak edebiliyorsak hayallerin gerçeğe dayanma noktası biraz daha inandırıcı gelecektir. Hayallerin sadece muhayyel olduğunu düşünenler ise merak duygularını kaybetmişlerdir. Onlar için hayaller ütopyadan başka bir olmayacaktır.
Merak yetisinin ne kadar önemli olduğunu biraz daha tasvir etmeye çalışacağım. Bunun için hayal noktasından yola çıkmaya devam edeceğim. Hayal illaki on adım, on ay, on yıl uzağa olan bir durum değildir. Elimizi su bardağına götürmek bile bir hayalin sonucudur. İlk önce su bardağına ulaşmak için elimizi kaldırmak hayal edilir zihnimizde ardından aynı hayallerimize uygun bir şekilde uzanırız bardağa. Ama bu hayalin ardında su bardağına olan merakımız vardır aslında. Merak kavramını bilinmeyen sonuçlar üzerinde yoğunlaştırmak bizi başta bahsettiğim ütopya kavramı üzerinde bulundurur ki bu da merakın daha soyut bir mesele haline gelmesine neden olur. Merak, hem hayatın her saniyesine kurduğumuz hayalleri harekete geçirmek için yaptığımız doğru hamlelerin bütünüdür hem  de ham maddesidir. Eğer gerçekten merakımız varsa ve bunu her yaptığımız hamle de yitirmiyorsak hayaller gerçeğe yaklaşır, beyaz sayfaya çizdiğimiz o resim gerçek olur. O zaman diyebiliriz ki hayaller merakın gücü kadar gerçektir.
Hayaller gerçekleşmek ister.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder