15 Haziran 2014 Pazar

Sessiz Haykırış

   Sonsuz bir yarışın içinde olan insanların birbirlerinin ayaklarını kaydırışını izliyorum yine bugün. Ne yalan söyleyeyim bazen bu yarışta bende yerimi alıyorum. Alıyorum almasına ama benim yarışım insanlarla değil ki benim yarışım kendimle. İşin komik tarafı her durumda kazanan ben oluyorum.

   Bu düşüncelerle kalabalığın ortasın da bulmuştum kendimi… Bu insanlar için gerçekten bir şeyler yapmam lazımdı. Onlara anlatmam gerekenler vardı. Onları tanımam gerekliydi. İnsanı tanımak için ilk önce kendimi tanımaya çalışıyordum. İnsan gelişen ve geliştiren bir canlıydı. Bu yüzdendir ki birbirinize karşı olan yarışı durdurun. Kendiniz ile yarışmaya başlayın. İnanın böylesi daha tatmin edici. Kendi üstünüze kattığınız her yenilik sizi kendi içinizde yükseltecektir. Bırakın bunu anlamayanlar sizi geçsinler. Hatta sizi o kadar çok geçsinler ki siz onları görmeyin. Belki hırslarının içinde hapsolmuş insanlar gerçekten güzel yerlere gelecekti. Ama sonsuz arzu ve isteklerinden örülmüş duvarlarında sınırlı bir hayat yaşayacaklar. Ve bizim için söylüyorum, hapislerinden kurtulmuş özgür beyinli insanlar! Bizden hiçbir halt olmayacak. Neden bizden hiçbir halt olmayacak biliyor musunuz? Çünkü sistemin dayattığı unvanlardan hiçbirini alamayacağız. Ne acı! Ama üzülmeyin kendi içimizde olan yarış sayesinde genişlemiş dünyamızda, bir halt olmuş insanların hapsine yer olmayacak. Hem zaten kim bir halt olmak ister ki? Bu soruyu da arada sırada kendinize sorun… Ama sorun şu ki insanlar gerçekten anlamıyor.  Neden birbirimizden bu kadar uzağız ki? Ben şuan burada ne yapıyorum. Hey! Siz orada ne yapıyorsunuz. Neden yemyeşil bir çimenin üzerine oturup doğanın güzelliklerini seyrederken barış içinde birbirimizi sevmiyoruz. Çok denedim ama zaman durmuyor. Gerçekten durmuyor. Çünkü bizde durmuyoruz. Bir nefes almıyoruz hayattan. Hayata “Bir müsaade et nefes alalım.” diyemiyoruz. Kısıtlı bir zaman içerisinde sonsuz isteklerimizin peşinde koşmaktan birbirimizi unutuyoruz. Her şeyi görüyoruz ama kör taklidi yapıyoruz. Aptal isteklerimizi her tatmin edişimizde ruhumuzu tüketiyoruz. Oyalanmak ve uyutulmak için her birimiz sevdiğimiz insanlardan uzakta saçma sapan işlerle uğraşıyoruz. Bize dayatılan sorumluluklardan birbirimizi sevmeyi unutuyoruz. Bu sırada gözüm dağın tepesine kaymıştı.

   Sen o koca dağı insanların üzerine basarak çıkan insan. Evet, bakma öyle sen! Arkanda birçok insan bıraktın ve kimsenin yapamadığını yaptın. Seni kutluyorum ama sana bir sorum olacak. Orada yalnız başına ne halt etmeyi planlıyorsun? İnsanlarla olabilecek güzel günlerin umudunu mahvettin. Üzerine basarak düşürdüğün insanlar arasından bunları yapmasaydın seni gerçekten seven birileri olabilirdi. Ama merak etme orada uzun süre yalnız kalmayacaksın. Oyunu senin gibi oynayanlar yanına geliyor. Küçük dünyanızda kalın ve bizi rahat bırakın. Biz özgür beyinli insanlar olarak azınlık bir toplumuz. Ve sizden bir ricamız var. Bizi o kadar çok geçinki sizi görmeyelim!

Erdem Hasan Demirci


11.06.2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder