3 Haziran 2014 Salı

Düş'erimiz

                Her zaman kurduğumuz hayallerimiz vardır, büyük hayallerimiz, hiçbir zaman kurmaktan vazgeçmediğimiz hayaller… Bir düş dünyasının içine hapsetmişizdir kendimizi. Ve o düşündüğümüz dünya yaşadığımız dünyadan daha cazip, daha yaşanılası gelir çoğu zaman. Bizi üzdüğünü sanırız onca kurduğumuz hayallerin, sonra da bizi yorduğunu, git gide daha da çekilmez bir hâl alırlar çoğu zaman ama yine de vazgeçemeyiz bir türlü.
                Adım atabiliyoruz oysaki. Kekeleyerek de olsa ifade edebiliyoruz belki de onları. Durmadan yazıyor, durmadan düşlüyoruz. Gittikçe sonsuza gittiğini düşündüğümüz hayallerimizin bile bir sonu geliyor. Severek okuduğumuz kitabın bitmemesini istiyormuş gibi ürkekçe kurmaya başlıyoruz hayallerimizi, kotamızı doldurmamak için belki ayda bir, yılda bir, belki de hep erteliyoruz. Ulaşılmaz sandığımız, düşlemekten bile korktuğumuz şeyler var. Anlatıyoruz bazen onları, anlatamasak da en azından deniyoruz. Kimi zaman gözlerimiz boşluğa dalıyor, yüzümüze bir tebessüm kondurarak başlıyoruz anlatmaya; kimi zaman ise gözlerimiz boşluk arıyor, bulamıyor, annesinin elini kaybetmiş çocuk masumluğuyla ya da en sesli gök gürültülerinin ardından yağan yağmur gibi boşalıyor gözümüzden yaşlar.
                Hayallerimiz, noktasını bile koymaya üşendiğimiz hayallerimiz, toz bile kondurmayalım onlara. Bırakalım yaşasınlar serbestçe, hiçbir zaman pes etmeyelim, unutmayalım, sonu gelene kadar, harflerin, kelimelerin, cümlelerin tek tek önemini düşünerek kuralım onları, en sağlam temellerimizi onlar üstüne inşa edelim. Pişman olsak da olmasak da yaşamadım ama hayal ettim diyebilelim. Ne onlar bize teslim olsun ne de biz onlara. Hayalleri olanlara ve bundan asla utanmayanlara…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder